10 Ağustos 2013 Cumartesi

Güneş Koruyucu seçiminde Organik Kullanmanın Önemi

Organik Güneş Koruyucu Ürünlerin  olmayanlardan Farkı Nedir?


Güneşin bu zararlı etkilerinden korunmak için bir çoğumuz yazın genellikle plajlarda güneşten koruma ürünleri kullanmaktayız. Güneşten koruyucular UV ışınlarını ya emer ya da yansıtırlar. Ya da değişik bir ifade ile UV ışınlarının cilde geçişini önlemek için kimyasal bariyer oluştururlar. Hiçbir ürün güneşin bu etkisini %100 engelleyememektedir.

Geniş spektrumlu bir güneş koruma ürününde bulunan kimyasallar FDA (Food and Drug Administration) tarafından bir çoğu zararlı kimyasallar olarak belirlenmiş ve kullanıcılar tarafından dikkat edilmesi istenmiştir.

Güneşten korunma ile güneş maruziyeti zararlı kimyasallara değil, çiçeklere özlerine bırakılmalıdır.




Organik Güneş Koruyucu ürünleri, çevreye ve canlılara saygılı şekilde sağlık ve güzellik sağlayan kişisel bakım ürünleridir. Ekolojiye saygılı ve doğanın kaynaklarını en iyi şekilde kullanma konularındaki etik kurallara uyarlar ve katkıda bulunurlar. Tüketicilere doğal işlemler ve ham maddelerle imal edilen ürünler sunarlar. Gerçek organik Güneş Korucuların katı kurallarla takip edilen ve uluslararası geçerliliği olan
logo ve sertifikaları vardır.

Geleneksel olarak kimyasal Güneş Koruyucular üretenlerin tek yönlü bakış açısı vardır. Çok Çeşitli formlarda Güneş Koruyular formüle eder ve üretirler. Temel amaçları; etik endişeler veya çevre dostu yaklaşımlar olmaksızın, dokuları, kokuları, aktif bileşenleriyle vs.. tüketicinin ilgisini çekecek Güneş Koruyucuları imal etmektir.

Organik üreticiler ise kullanılan bileşenlerin, ambalajların ve üretim süreçlerinin seçimine cildimizin, tüm canlıların ve çevremizin iyiliği ve korunması açısından karar verir. Bu açıdan bakıldığında organik ürünler, insan sağlığına dost ürünlerdir.
Sertifikalı organik ürünlerin içinde;
  • Sentetik koku ve renklendiriciler yoktur.
  • Paraben veya fenoksietanol gibi sentetik koruyucular tamamen yasaklanmıştır.
  • Petrokimyasal ürünler kullanılamaz (parafin, silikon gibi)
  • GDO (Genetik olarak değiştirilmiş organizmalar) kullanılamaz.
  • Ürünlerin paket ve ambalajlarında kullanılan tüm ürünler yüzde 100 geri dönüşümlüdür. Bu da ambalajdan kaynaklanan atıkların doğada çözülmesini sağlar.
  • Ürünlerin hayvanlar üzerinde test edilmesi yasaktır. Çevremizin bir parçası olan hayvanların sağlığı korunmaktadır.
  • Ürünlerde kullanılan tüm bitkiler organik tarımla elde edilen ekstratlar dan elde edilmek zorundadır. Bu da bitkilerin yetiştirilmesi sırasında doğaya zarar verecek hiçbir kimyasal gübre, kimyasal ilaç ve katkı maddesinin kullanılamayacağı anlamına gelir.

Doğa ya en çok sahip çıkması gereken önce bizleriz. Dünyayı, çocuklarımızı ve sağlığımızı korumak önce bizim görevimiz.

5 Temmuz 2013 Cuma

Kozmetik te Organik Sertifikalı Ürünleri Neden Seçmeliyiz ?

Kişisel bakım ürünlerinin büyük çoğunluğu karsinojen ( Kanser oluşmasına yol açan etkenlere “Karsinojen” denilmektedir) olarak sınıflandırılan en az bir madde içerir. Hepimiz günlük yaşamımızda bir çok kişisel bakım ürünleri kullanırız ve böylece her gün yüzlerce kimyasal maddeye maruz kalırız.Kişisel bakım ürünlerindeki maddeleri büyük bir çoğunluğu henüz güvenliği açısından değerlendirilememiştir. Kişisel bakım ürünlerindeki kullanılan kimyasal  maddelerin  sınırlı bir kısmının üzerinde çalışma yapılabilmiş ve bu maddelerin kullanımı yasaklanmıştır.


Cildimiz her gün biz farkında olmadan kimyasallarla ve doğal olmayan maddelerle temas eder. Cildimizin daha Temiz, sağlıklı ve parlak görünmesi için kullandığımız kozmetikler, çok sayıda kimyasal madde içerir. Bu kimyasallar büyük miktarlarda derimizden emilerek sessizce kan dolaşımımıza karışır. Böylece kimyasal maddeler kanın ulaştığı her yere ulaşabilir. Bir kerelik kullanımın vereceği zarar çok olmayabilir. Ancak hergün kullandığımız cilt bakım ürünlerini düşününce, yıllar boyu ne kadar çok kimyasala maruz kaldığımız gerçeği karşımıza çıkar. Bu istilacı kimyasallar bazı organlarda birikebilir, bazı organlardan ise süzülerek atılır. Her iki durumda da hormonal problemlere ve çok daha büyük hasarlara neden olabilir.

Gerçek şudur ki bu kimyasalların çoğunun güvenliği henüz değerlendirilmemiştir. Bazılarının östrojenik etkiye sahip olduğu, bazılarınınsa karsinojen özellik gösterebileceği son yıllarda yapılan araştırmalar sonucu bulunmuştur. Bu kimyasalları içeren cilt bakım ürünlerini kullanmak Rus Ruleti oynamaktan farksızdır.

Kozmetik maddelerden spreyler, parfümler ve pudralar solunum yoluyla; diş macunları ve dudak ürünleri yutularak; kremler, losyonlar, göz çevresi için pazarlanan ürünler o bölgedeki ince deri ve mukoza tarafından emilerek; diğer cilde uygulanan ürünler ise deriden vücuda girmektedir. Kullandığımız ürünlerin içerdiği kimyasallardan korunmanın tek yolu kimyasallardan arındırılmış doğal ürünleri kullanmaktır.

Özetle, kimyasallar kanımıza karışarak hormonal değişikliklere neden olabilir ve kanser riskini artırabilir. Kimyasallar ve yapay ürünler içeren kozmetiklerin alerji riski daha fazladır. Çünkü vücudumuzun doğasına yabancı pek çok madde içerir. Biz de doğanın bir parçası olduğumuzdan doğal ürünler cildimize daha kolay uyum sağlar.

Kimyasal içeren kozmetik ürünler farklı şekillerde çevreye zarar verebilir. Bu kimyasalların üretim teknolojisi sonucu pek çok zararlı bileşen ortaya çıkar, üretiminde doğal ürünlere göre çok daha fazla enerji tüketilir, kimyasalları içeren kozmetik ürünler doğada geri dönüşüme uğramaz, toprak, hava ve suya karışabilir. Tamamen doğal ürünler kullanarak vücudumuzu kimyasalların olumsuz etkilerinden korumakla kalmayız, aynı zamanda çevremizi de korumuş oluruz. Doğal ürünler hem bizim hem de içinde yaşadığımız çevre için daha iyidir.